15 Aralık akşamı, sabahında katıldığım bizimusulmakarna.com lansmanında pek kıymetli Devletşah'a ettiğim rica üzerine beni kırmayarak akşam gitmemi sağladığı Nupera'da inanılmaz saatler yaşadım. Sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.
Tüm gün sevgili Müge Çerman ile geçtikten sonra saat 19:00 sularında Nupera'nın kapısından girdik. Daha kapıda bizi karşılayan, kocaman gülümsemesiyle içimi ısıtan sevgili Burcu Şensoy bizi ev sahibesi misali içeri davet etti. Orada bizi Bloglama ekibinden Eray Endes ve İlker Utlu ile sevgili dostlarım Nilay (mutfaksirlari.com) ve eşi Bora bizleri bekliyorlardı. Devletşah ve Barış Bey'in de bize katılmasıyla o kadar sıcak bir ortamdı ki anlatamam sizlere...

Sonra bize planı açıklamak üzere Mars Group'tan sevgili Aslı Gücüyener aldı sözü.
10 kişiydik, 3 restoran vardı ve bizler her bir restoranda sırayla yer değişerek "başlangıçlar", "ana yemek" ve "tatlılar" alacaktık. Müthiş bir serüvendi ve başladı...
Sevgili Müge Çerman, Müge Doğrular, Eray Endes ve ben başlangıçlarımızı almak üzere Lilbitz'e geçtik. Ne kadar da ufak dedim görür görmez. Nereden bilebilirdim konseptin de bu olduğunu:) Bizi kapıda süper yetenekli şef Maksut Aşkar ve ortağı Sema Türker karşıladılar. İnanılmaz sıcak kanlı insanlardı ve çok da eğlenceliydiler. Bize konsepti ve menüyü anlattılar. Aslında basitti: Her şey mekan gibi minicik... Ama doyurucu, inanılmaz keyifli yemekler. Hepsinin malzemesi özenle seçilmiş, her biri de birer tablo gibi. Başlangıçları alacaktık. Menü her hafta değişiyordu ve bizim şansımıza bunlar vardı;
- Soğan asidinde pişmiş levrek ceviche, mandalinalı beurre blanc
- Bonfile pudrası, bezelye ve havuç püresi, fua gra gastrique
- Tavada ızgara karides, safran vinegret kreması, kabak püresi
- Nuar lifleri, pancar aromalı fasulye püresi, sarı mısır pudingi
Ben nuar lifi ve levrek ceviche (ki fotoğrafta görülen) yedim.

Yanına da muhteşem ötesi bir mohito. Ama yemeklerden önce gelen kendi üretimleri ekmekler, havuç yağı, ve trüf yağı tabağı da inanılmazdı. Yemekler mi? Konuşamam haklarında bile. Gidip tatmalısınız. İnanın tabakta kalan son sarı mısır pudingini tabaktan yalamamak için kendimi zor tuttum. Etin pişme kıvamı, liflerden gelen et suyu tadı, arada bana misafir gelmiş olan karabiber, sonra levreğin az pişmiş ama damağı yormayan tadı, soğan ve salatalığın levrekle uyumu... Daha saymakla bitiremem. Ama sadece ben değil. Duyduğum kadarıyla (sadece sözlerden bahsettiğimi sanmayın, damağın insana zorla çıkarttırdığı keyif seslerini de duydum) Bonfile pudrasıyla karides de çok güzellermiş. Çok keyifliydi. Gülümseyerek oradan kalktık...
Sonraki durak Moreish...

Esra Muslu, hem şef hem sahip... Bizi karşılayamadı ama bizimle ilgilenen beyefendi inanılmazdı. Sanırım orayı sevmemdeki esas sebep buydu. Her ne kadar Esra Hanım sonradan aramıza katıldıysa da beni esas etkileyen, ne yazık ki adını değil de kibarlığını ve nezaketini unutamayacağım servisimizi yapan beyefendiydi... Yemekten önce gelen dondurulmuş fesleğen ve domates sorbesi çok başarılıydı...
Ekmekler ve dukkah da öyle. Özellikle dukkah servisi için hazırlanmış mermer parça ve sedef bıçak çok etkileyiciydi. Şaraplar seçildi, yemekler de. Gözüm tatlı kısmında kaldıysa da, biliyordum ki orada tatlı yiyemeyecektim. Ama yine de o zeytin karamelli beyaz çikolatalı moosse beni kışkırtıyordu (konuya sonra devam edeceğim...).

Ben kuşkonmazlı satsuma soslu bir risotto yedim. Başarılıydı. Ama tamamını bitiremediğimi itiraf etmeliyim. Zira içine rendelenmiş olan karanfil beni fena tıkadı. Buna rağmen oradan da gülümseyerek ayrıldım.
En son duraksa tatlı için uğrayacağımız Nupera oldu... Açıkçası ben girer girmez gördüğüm tatlı arabasının dışında da tatlılar olacağını ümit ederek oturdum. Aynen Lilbitz de karşılandığımız gibi çok sıcak bir karşılama oldu. Mekan tanıtıldı, ayak üstü sıcak bir sohbet yaptık.

Ta ki can alıcı soruya kadar; "Tatlılar şu araba üzerindekiler mi?"... Herhalde o an aldığım cevap karşısında yüz ifademi ancak ve ancak Müge ve Eray anlatabilirler. Dudağımı büktüm... İçimden sürekli " eminim bunlar da muhteşemdir, ama kakuleli profiterol ama zeytinli moosse" diyip duruyorum. Anladılar suratımdaki düşüklüğü, sağolsun NuPera’nın Halkla İlişkiler direktörü Leyla Çullu kaprisimi kırmayıp o muhteşem zeytin karamelli beyaz çikolatalı moosse getirtti bana.

Tek kelime vardı yediğim şey için: MUHTEŞEM... Zeytin ve karamel ikilisi, Türk kahvesi muhteşem bir birliktelik sağlamışlar. Lakin hak yememek lazım... Nupera'nın da kendi diner konsepti dahilindeki tatlıları çok başarılıydı. Brownie, crumble, beze ve Eray ile Müge'nin favorisi Havuçlu Kek. Hepsinden denedim, tatlı sevmeyen ekibim sayesinde:)
Karnım tok, suratımda inanılmaz bir gülümseme ile kalktım masadan ve evime döndüm. Sanırım 2 gün doğru dürüst acıkmadım... Bloglama ekibinden Burcu Şensoy, İlker Utlu ve Eray Endes'e, sevgili Aslı Gücüyener'e tekrar çok teşekkür ederim... Muhteşem bir yemek, harika bir organizasyondu...

NOT: Bu yemekten 3 gün sonra iş yerime bir paket geldi.
Yediğim yemeklerde kullanılan bazı malzemeler, biberiyeli kurabiye hamuru ve bademli krokan... Hepsi enfesti. Evde kurabiyeyi pişiriyorum şu an. Mis gibi kokuyor:) Tekrar teşekkür ederim...